ben

zeynep kumral


Güzel fincan takımlarım vardı benim...pembe plastik... gümüş kaşıklarım vardı, yine plastik...kaç çocukluk arkadaşıma çay servisi yaptım, kaç çocukluk arkadaşımla kavga ettim onlar için! Yarış arabalarım, bebeklerim, küçük ağzı, yüzü ifadesi olan askerlerim. En sevdiğim şey evcilik oynamaktı. Hayallerine sınır koymamak, hikayeler anlatmak ve anlattığın hikayelerde bizzat hayal ettiğin kişi olmak. Bir gün prenses olurken diğer gün aynı hikayede canavar olmak! İnsan büyüdükçe hayal kurmayı bırakıyor. Başka dertler peşinde koşmaya başlıyor. Hayatı kalabalıklaşıyor, sorumlulukları artıyor ve bir bakmışsın hayatını bir başkası için yaşıyorsun. İçindeki çocuk uykuya çekilmiş! Gülümsemeyi, eğlenmeyi, empati kurmayı, hikaye anlatmayı, dinlemeyi bırakmışsın... oysa her insanın anlatmaya ve dinlenmeye değer bir hikayesi var. Dinledikçe beslendiğin, zenginleştiğin hikayeler.. ve bir şans... o hikayede bir karaktere nefes olabiliyorsan, daha da yaşadığını hissettiğin hikayeler...

Ergen yaşımda Sezen Aksu’nun şarkılarıyla uykuya dalarken bir gün, bir yerde biri, beni uyandırdı. Ve aşık oldum! Yaşamımın bir anlamı olduğunu bana gösteren mesleğimle o zaman tanıştım işte. Haftada 3 gün tiyatro kursuna gitmeye başladım. Haftanın sadece o 3 günü için yaşamaya başladım. Ne muazzam bir enerjiydi. Ne muazzam bir aidiyet hissiydi. Bir daha kurtulamadım, kurtulmak istemedim. Hayatımı, düştüğüm bu aşk işin yaşamaya karar verdim o ergen aklımla...

İnsan bir şeye tutkuyla bağlıysa, onunla anlam kazandığını hissediyorsa, kendisine verilmiş bu biricik bedeni ve bir tanecik ömrü ona adamak istiyorsa, ürettiğini, paylaştığını, beslendiğini hissediyorsa geriye sadece onu yapmak kalıyor. Tabii ki kolay değil, tabii ki muazzam bir sabır istiyor, tabii ki bolca düşüp kalkıyorsun... Dedim ya eğer hayatının bununla anlam kazandığını hissediyorsan, vazgeçmiyorsun. Her düşüşte aldığın yara sana bir şey öğretiyor. Sen yeniden yeniden aldığın yaralarınla zenginleşip kaldığın yerden daha büyük bir aşkla devam ediyorsun.

Ben Zeynep... ya da arkadaşlarının deyimiyle Kumral... hayatı yalın, basit yaşamaktan haz alan, başkalarının hikayeleriyle zenginleşen, o hikayeler içinde sahiciliği ve samimiyeti yakalamakla derdi olan biri... Hayal kurmayı, oyun oynamayı ve en kıymetli mirasım çocukluğumu hiç bırakmadım.

Sen de bırakma..


ben

zeynep kumral


Güzel fincan takımlarım vardı benim...pembe plastik... gümüş kaşıklarım vardı, yine plastik...kaç çocukluk arkadaşıma çay servisi yaptım, kaç çocukluk arkadaşımla kavga ettim onlar için! Yarış arabalarım, bebeklerim, küçük ağzı, yüzü ifadesi olan askerlerim. En sevdiğim şey evcilik oynamaktı. Hayallerine sınır koymamak, hikayeler anlatmak ve anlattığın hikayelerde bizzat hayal ettiğin kişi olmak. Bir gün prenses olurken diğer gün aynı hikayede canavar olmak! İnsan büyüdükçe hayal kurmayı bırakıyor. Başka dertler peşinde koşmaya başlıyor. Hayatı kalabalıklaşıyor, sorumlulukları artıyor ve bir bakmışsın hayatını bir başkası için yaşıyorsun. İçindeki çocuk uykuya çekilmiş! Gülümsemeyi, eğlenmeyi, empati kurmayı, hikaye anlatmayı, dinlemeyi bırakmışsın... oysa her insanın anlatmaya ve dinlenmeye değer bir hikayesi var. Dinledikçe beslendiğin, zenginleştiğin hikayeler.. ve bir şans... o hikayede bir karaktere nefes olabiliyorsan, daha da yaşadığını hissettiğin hikayeler...

Ergen yaşımda Sezen Aksu’nun şarkılarıyla uykuya dalarken bir gün, bir yerde biri, beni uyandırdı. Ve aşık oldum! Yaşamımın bir anlamı olduğunu bana gösteren mesleğimle o zaman tanıştım işte. Haftada 3 gün tiyatro kursuna gitmeye başladım. Haftanın sadece o 3 günü için yaşamaya başladım. Ne muazzam bir enerjiydi. Ne muazzam bir aidiyet hissiydi. Bir daha kurtulamadım, kurtulmak istemedim. Hayatımı, düştüğüm bu aşk işin yaşamaya karar verdim o ergen aklımla...

İnsan bir şeye tutkuyla bağlıysa, onunla anlam kazandığını hissediyorsa, kendisine verilmiş bu biricik bedeni ve bir tanecik ömrü ona adamak istiyorsa, ürettiğini, paylaştığını, beslendiğini hissediyorsa geriye sadece onu yapmak kalıyor. Tabii ki kolay değil, tabii ki muazzam bir sabır istiyor, tabii ki bolca düşüp kalkıyorsun... Dedim ya eğer hayatının bununla anlam kazandığını hissediyorsan, vazgeçmiyorsun. Her düşüşte aldığın yara sana bir şey öğretiyor. Sen yeniden yeniden aldığın yaralarınla zenginleşip kaldığın yerden daha büyük bir aşkla devam ediyorsun.

Ben Zeynep... ya da arkadaşlarının deyimiyle Kumral... hayatı yalın, basit yaşamaktan haz alan, başkalarının hikayeleriyle zenginleşen, o hikayeler içinde sahiciliği ve samimiyeti yakalamakla derdi olan biri... Hayal kurmayı, oyun oynamayı ve en kıymetli mirasım çocukluğumu hiç bırakmadım.

Sen de bırakma..


Hayatımdan...

Muhteşem Kişiler!


Galeri



OKUYALIM!

Son Yazılar


Bridal Makeup
2020 Bridal Beauty Trends

Quisque facilisis libero libero, eget cursus ex maximus non. Quisque volutpat venenatis lacus sed hendrerit nisi...

27 July 2020
Eye Makeup
Dark Smokey Eye Makeup

Quisque facilisis libero libero, eget cursus ex maximus non. Quisque volutpat venenatis lacus sed hendrerit nisi...

24 July 2020
Effect Makeup
10 Special Effects Makeup

Quisque facilisis libero libero, eget cursus ex maximus non. Quisque volutpat venenatis lacus sed hendrerit nisi...

21 July 2020

İletişim


Banu Kuruoğlu Managment

Telefon 1 :0 (533) 918 01 30

Mail : banu@banukuruoglu.com

TEMASA GEÇ